ev

önce sohbetler söndü. 

hemen ardından, sohbeti tellendirmek için sehpa üstünde tutulan gondollar bit pazarına düştü. 

daireler arasında, elbet geri dönmek üzere dolaşan tabaklar durdu. 

komşu için ekmek almaya giden çocuğun terliği sustu.

sonra tanıdık postacıların yerini kargo poşetleri aldı. 

binalar arşa uzandı, evler ufalandı.

 

adeta bir dev yuttu bizi de kat ettiğimiz yolda olanlar, oldu. 

işlevselliği idi, anlamı artık evin, sıcaklığı kat kombisinin görevi. 

fiyatları konuşuldu sadece, telaffuzu zor emlak ofislerinde. 

temel ihtiyaçları için girmek ve çıkmaktan ibaret şifreli eşiklerinde iki ters – bir düz yalnızlığın kaleleri örüldü; 

aynı kanepelerde, aynı bardaklarla, aynı içecekler içilirken, aynı cümleler kuruldu: gideceğim buralardan! 

 

peki, şimdi nedir ev?

 

kalabalıklar içinde kuramadığımız fiziksel mesafenin, sosyali makbul hâle gelmişken…

duyduğumuz ses, duvarın ardındaki bir tartışma; gördüğümüz ışık, önümüzdeki apartmanın camından yansıyanken… göster bana, nedir yuva?

 

artimu iftiharla sizleri evin anlamı üzerine düşünmeye düşünmeye ve içinizden aynı soruyu tekrar etmeye davet ediyor: ev nedir? 

 

oyuna katılın!

 

prof. dr. özlem oğuzhan

küratör